Page 12 - ROTAMIZ BİLİM- ARAKLI MERKEZ İLKOKULU
P. 12
İnsan haklarından ve temel özgürlüklerden biri olan mahremiyet kişinin özelini ifade
eder. Kişinin yalnız bırakılma ve yaşamını en az müdahale ile sürdürme hakkıdır. Kişisel
verilerin korunması temel bir insan hakkı olan özel hayatın gizliliği ile doğrudan
bağlantılıdır.
Mahremiyet bir yönüyle bireyin özel alan algısı ile ilgili olsa da bir başka yönüyle
diğer tüm insanlarla ilgilidir. Çünkü her özel alan diğer bir özel alan(lar) ile yan yana
yaşamak, varlığını sürdürmek zorundadır. Bundan dolayı her toplumun kişisel verilerin
korunması ve onun öğretimiyle özel olarak ilgilenmesi gerekmektedir.
Mahremiyet ve Kişisel verilerin korunması bilinci, bireyin kendi özelini korumasını
ve başkalarının özel alanına saygılı olması gerektiği noktasında bireye katkıda bulunabilir.
Bu da sevgi, saygı, hoşgörü ortamının hâkim olduğu, kendilerine ve çocuklarına karşı
sorumluluklarını bilen aile bireyleri olmalarına katkı sağlayabilir.
Gerek kamu, gerekse özel kurum ve kuruluşlar, bir görevin yerine getirilmesi veya
bir hizmetin sunumuyla bağlantılı olarak, kimlik, iletişim, sağlık, din, sendika üyeliği gibi
belirli veya belirlenebilir bir kişiyle ilgili her türlü bilgiyi ifade eden kişisel verileri, öteden
beri işlemektedir. Bu durum, bazen kanunlardan kaynaklanmakta bazen kişilerin rızasına
veya bir sözleşmeye dayanmakta bazen de yapılan işlemin niteliğine bağlı olarak ortaya
çıkmaktadır.
Sosyal ve ekonomik hayatın düzen içinde sürdürülmesi, kamu hizmetlerinin etkin
biçimde sunumu, mal ve hizmetlerin ekonomi hayatının gereklerine uygun biçimde
geliştirilmesi, dağıtımı ve pazarlanması için kişisel verilerin toplanması kaçınılmazdır.
Ülkemizde kişisel verilerin korunması hususu ilk olarak 5237 sayılı Türk Ceza
Kanununun 135. ve 140. maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kanunun 135. maddesinde,
kişisel verilerin kaydedilmesi, 136. maddesinde, verileri hukuka aykırı olarak verme veya
ele geçirme, 138. maddesinde, verileri yok etmeme fiilleri suç olarak tanımlanmıştır. Ayrıca
Kanunun 140. maddesinde bu suçlarla ilgili olarak tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri
uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.
Ancak, teknolojik gelişmelerin temel hak ve hürriyetlere müdahaleyi kolay hale
getirmesi sonucunda kişisel verilerin korunması daha da önemli hale gelmiştir. Verinin gücü
dikkate alındığında, veri işleyenlerin uygun güvenlik tedbirlerini almaması nedeniyle
oluşabilecek tehditler ile kişisel verilerin amacına uygun ve ölçülü işlenmemesi sonucunda
doğabilecek zararlara karşı veri işlemenin disiplin altına alınması gereği doğmuştur. Bu
itibarla, 2010 yılında yapılan Anayasa değişikliği ile Anayasanın 20. maddesine bir fıkra
eklenerek kişisel verilerin korunması anayasal güvence altına alınmıştır. Söz konusu fıkrada;
“Herkes, kendisiyle ilgili kişisel verilerin korunmasını isteme hakkına sahiptir. Bu hak;
kişinin kendisiyle ilgili kişisel veriler hakkında bilgilendirilme, bu verilere erişme, bunların
düzeltilmesini veya silinmesini talep etme ve amaçları doğrultusunda kullanılıp
kullanılmadığını öğrenmeyi de kapsar. Kişisel veriler, ancak kanunda öngörülen hallerde
veya kişinin açık rızasıyla işlenebilir. Kişisel verilerin korunmasına ilişkin esas ve usuller
kanunla düzenlenir.” hükmüne yer verilmiştir.
ROTAMIZ BİLİM

